İlgili bağlantılar

Yüksek tansiyon için bir grup nasıl organize edilir. Tansiyonum neden düşük? | Prof. Dr. Ahmet ALPMAN

  1. Tansiyonum neden düşük? | Prof. Dr. Ahmet ALPMAN
  2. Bilgi Almak mı İstiyorsunuz?

Bu makale kişi tarafından görüntülenmiştir. Son yıllarda görülme sıklığı hızlı bir artış göstermektedir. Tansiyon yüksekliği, felç, kalp damar hastalığı, kalp krizi, kalp yetersizliği, kronik böbrek yetmezliği ve demans gibi birçok hastalığa yol açabilmektedir 1.

  • Panik bozukluğunun belirtileri nelerdir
  • Tansiyona Hangi Bölüm Bakar?, 📌 Tansiyon İçin Hangi Bölüme Gidilir?
  • Tedavi 1. yüksek tansiyon
  • Hipertansiyon - 1.BÖLÜM

Hipertansiyon bazı durumlarda belirti vermeyebilir ya da baş ağrısı, baş dönmesi, kulak çınlaması, bulanık görme, halsizlik, burun kanaması, bilinç bulanıklığı gibi belirtilerle kendisini belli eder. Tansiyonu yüksek olmasına rağmen bunun farkında olmayan insanların sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Ülkemizdeki insanların dörtte birinde; 65 yaş üzerindeki insanların ise üçte birinde hipertansiyon görüldüğü belirtilmektedir. Yapılan araştırmalara ve dev tansiyon ilacı piyasasına rağmen her yıl birçok insanımız yüksek tansiyon ve bunun neden olduğu hastalıklar sebebiyle yaşamlarını kaybetmektedirler.

Ayrıca erken yaşta görülen ölümler için de en önemli risk faktörüdür. Kan basıncını kontrol altında tutmak, yaşam süresini uzatmak için en önemli tedbirlerden birisidir.

erkeklerde yaşa bağlı hipertansiyon

Kan basıncının normal sınırlar içinde seyretmesi homeostazis vücudun iç dengesi için çok önemlidir. Kronik kan basıncı yüksekliği vücudun iç dengesinin bozulmasına neden olur. Gerçek anlamda etkili bir tedavi, hastalığın altında yatan asıl nedenlerin bulunması ve ortadan kaldırılmasıyla mümkün olabilmektedir. Hipertansiyona neden olan faktörleri anlatmaya başlamadan önce temel tanımlamaları yapalım; Kan basıncı dendiğinde ne anlamalıyız?

Hipertansiyon nedir?

Ceviz yemek tansiyonu düşürür

Vücuttaki bütün organ sistemlerinin ve hücrelerin besin ve oksijen ihtiyacının karşılanması, atıkların uzaklaştırılması ve bunların değişen durumlarda da devam ettirilmesi, dolaşım sistemi tarafından sağlanır. Bu sistem bir pompa kalp ve damar arter, arteriyol, kapiller, venül ve ven ağından oluşmuştur.

Kalbin pompaladığı yüksek tansiyon için bir grup nasıl organize edilir boru şeklindeki damarların içinden geçer. Tansiyonunuz ölçüldükten sonra size iki ayrı rakam söylenir. Peki, bu rakamlar neyi ifade eder? Aşağıdaki tabloda erişkindeki sistolik ve diyastolik kan basınçlarına göre hipertansiyonun evrelemesi görülmektedir.

Tansiyonum neden düşük?

Yukarıdaki tabloda normal ve yüksek-normal grubunda bulunanlar, yani sistolikdiyastolik arasında olan kişiler yüksek tansiyon gelişimi için adaydırlar. Pre-hipertansiyon grubundaki hastalarda ölçülen kan basıncı değerleri yüksek olarak kabul edilmese bile bu hastalarda kardiyovasküler hastalık riskinin arttığı gösterilmiştir 2. Çalışmalar pre-hipertansiyonu olan insanların normal kan basıncına sahip insanlara göre daha yüksek oranda myokard enfarktüsü ve inme riskine maruz kaldıklarını göstermektedir.

Tansiyonum neden düşük?

Kan basıncını belirleyen unsurlar nelerdir? Arterlerin içinde dolaşan kanın damar duvarına yaptığı basıncı 3 önemli unsur belirler. Bunlar sırasıyla kalbin pompaladığı kanın hacmi, kalp atım sayısı ve damar duvarının esnekliğidir. Kalp her kasılmasıyla ana arterlere basınçlı kanı pompalar. Peki, kalp gevşediğinde kan dolaşımı duraklar mı? Tabii ki hayır. Peki, kalbin gevşeme safhasında kan dolaşımı nasıl kesintisiz olarak devam eder?

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü

Bunu sağlayan faktör damarların esnekliğidir. Kan damarlarının duvar yapısı metal bir su borusu gibi sert ve katı değil, daha elastiktir. Bu elastik yapıdan dolayı kalbin her kasılmasıyla damarlara pompalanan kan, ana arterlerde önce bir genişleme yaratır.

Kalbin gevşeme safhasında bu kez de gerilmiş olan arterlerin yaptığı basınçla damarların içindeki kan ileriye doğru itilerek çevre dokulara gönderilir. Peki, damarlar esnekliğini kaybederse ne olur? Damarlar esnekliğini yitirince kan basıncını ayarlama görevini yapamaz ve bunun sonucunda da hipertansiyon ortaya çıkar. Hipertansiyon yalnızca ateroskleroz sonucu ortaya çıkmaz. Yukarıda da söylemiştik; kan basıncını belirleyen 3 unsur vardır.

Damarların esnekliği bunlardan yalnızca 1 tanesidir. Diğer unsurlardan kan hacmindeki artış ve kalp atım sayısındaki hızlanma da tansiyon yükselmesine neden olabilir. İlerleyen yaşla birlikte damarların esnekliğinin azaldığı ve sertleştiği kabul edilmektedir.

Bu kabul doğrultusunda da ileri yaşlardaki kan basıncı yükselmeleri yaşlılığın getirdiği, kaçınılmaz bir kader olarak kabul edilmektedir. Bu kaderci görüşe katılmadığımı altını çizerek, özellikle vurgulamak istiyorum.

Yüksek tansiyon neden olur, nasıl düşürülür? Belirtileri nedir?

Eğer organik başka bir neden yoksa, sağlıklı beslenme ve sağlıklı bir yaşam tarzı ile damar esnekliğinin ileri yaşlarda bile korunabileceğini ve hipertansiyon görülme oranının belirgin bir şekilde azaltılabileceğini rahatlıkla söylemek mümkündür. Bu tedbirler ile sadece hipertansiyon değil, buna bağlı olarak ortaya çıkan felç ve kalp hastalıklarının görülme oranında da belirgin bir azalma olabileceğini de vurgulamak isterim. Hipertansiyona batı tıbbının bakış açısıyla yaklaştığımızda, tansiyon yüksekliğinin tedavisi için kan basıncını düşüren bir ilaç kullanmanın sorunu çözdüğüne inanılır.

Hipertansiyonda ilaç tedavisinin nasıl düzenleneceğini belirleyen kılavuzlarda kan basıncı yüksekliğinin derecesine göre, hangi ilaçların verilmesi gerektiği belirlenmiştir. Oysa yapılan çalışmalarda hafif hipertansiyonu olan hasta grubunda ilaç tedavisi verilmesinin ölüm ve hipertansiyonun neden olduğu ikincil hastalık riskini azaltmadığı gösterilmiştir. İlaç kullanılsa bile hafif hipertansiyonu olan hastalarda kalp hastalığı riskinin iki katına çıktığı bilinmektedir. Bu durum tansiyon düşürücü ilaçların hafif hipertansiyonda işe yaramadığını ve etkili bir tedavi seçeneği olamayacağını desteklemektedir.

Kan basıncını yükselten asıl sebeplerin üzerinde durulmadan yalnızca ilaç kullanılarak tansiyonun düşürülmeye çalışılması ne derece doğru bir yaklaşımdır?

Tansiyon ilaçları ilk bakışta kan basıncını düşürmede etkili gibi görünseler de altta yatan nedenler ortadan kaldırılmadığı ve riskler azaltılmadığı sürece uygulanan bu tedavi yöntemine etkili bir yöntem diyebilmek pek de mümkün değildir.

İlaç kullanıldığında kan basıncının normale inmesi gerçek bir tedavi değildir. Çünkü ilaç alınmadığında tansiyon yeniden yükselecektir. Bir tedavinin gerçek ve etkili bir yöntem olarak kabul edilebilmesi için o hastalığa neden olan faktörlerin düzeltilip, hastalığın ilaç kullanımına ihtiyaç duyulmayacak şekilde ortadan kalkması gerektiğini düşünmekteyim. Hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar sadece kan basıncını düşüren, başka bir deyişle yalnızca belirtiyi ortadan kaldıran ilaçlardır.

Hipertansiyon - 1.BÖLÜM

Üstelik bu ilaçların pek çok yan etkileri de olabilmektedir. Sık kullanılan bazı tansiyon ilaçlarını gruplarına göre ayırarak bunların etki mekanizmalarından ve yan etkilerinden kısaca bahsedelim. Sık idrara çıkma, erektil disfonksiyon, gut hastalığı, kuvvet kaybı, bacaklarda kramplar, yorgunluk, sodyum ve potasyum eksikliği, hiperlipidemi, kan şekerinde yükselme gibi yan etkileri vardır.

Sempatik aktiviteyi azaltarak etki gösterirler.

yüksek tansiyon ve kötü nsp

Astım, nefes darlığı, ellerde ve ayaklarda üşüme, halsizlik, ishal, kabızlık, bulantı, kusma, depresyon, şeker hastalığının kontrolünde bozulma, kilo alımı, insülin direnci, erektil disfonksiyon, uykusuzluk ve uyku problemleri beta-blokür grubu ilaçların yan etkileridir. Bu ilaçlar kan damarlarının daralmasını sağlayan anjiotensinin oluşumunu ve görev yapmasını engellerler ve bu yolla da tansiyonu düşürürler.

ACE inhibitörlerinin hipotansiyon, akut böbrek yetmezliği, potasyum yüksekliği, geçmeyen kuru öksürük, deri döküntüleri, alerjik reaksiyonlar, anjioödem, dilde tat duyusu kaybı gibi yan etkileri vardır.

Körlüge götüren sinsi hastalik: Göz tansiyonu

ARB grubu ilaçlar ise öksürük, anjiyoödem, alerjik reaksiyonlar ve hipotansiyon gibi yan etkilere sebep olabilirler. Kabızlık, halsizlik, flushing yüz bölgesinde ateş basması ve kızarıklıkbaş dönmesi, baş ağrısı, çarpıntı ve ayak bileği ve bacaklarda ödem şişlikaşırı idrar, gece idrara çıkma, tat alma kaybı, ishal, yutma güçlüğü, impotans, adet düzensizliği, katarakt, parkinsonizm, kas krampları gibi yan etkileri bulunmaktadır.

Vücudumuzda kan basıncının nasıl kontrol edildiğini bilmeden hipertansiyon hakkında bilgi sahibi olabilmemiz mümkün değildir. Kaç yaşında olursa olsun normal bir insanda kan basıncı, gün içindeki değişen koşullara göre ayarlanır. Sürekli aynı değerde sabit kalmaz. Kişinin o anki ihtiyaçlarına göre yükselip sonra tekrar normale gelir. Gece uykuda ve istirahatte iken kan basıncı daha düşük sevilerde seyrederken, hareket halinde olan, örneğin egzersiz yapan, otobüse yetişmek için koşan veya heyecanlanan ya da stres altında olan kişilerde yükselir.

Öyle ki ağırlık sporu yapan bazı sporcularda sistolik tansiyon mmHg ya kadar, hatta bundan daha da yüksek seviyelere kadar yükselebilmektedir. Bu gibi durumlarda tansiyonun yükselmesi herhangi bir sorun yaratmaz çünkü vücudun ihtiyacını karşılamak üzere devreye giren bir uyum mekanizması sonucu yükselmiştir. Hareket ve stres sırasında kasların artan ihtiyacını karşılamak üzere kalp pompaladığı kanı artırmak zorundadır.

cinsel sağlık için fetal kalp sesi pozisyonları

Sağlam, esnek ve kasılıp gevşeyebilen bir damar yapısı da kendisine gönderilen bu fazla kanı gerekli yerlere sorunsuz olarak gönderebilme yeteneğine sahiptir. Damarların esneyebilme özelliği sayesinde kan, tüm vücut bölümlerine o bölümün ihtiyacına uygun olarak, değişen basınç değerleri ile gönderilir.

Bu sayede gündelik yüksek tansiyon için bir grup nasıl organize edilir ve değişen şartlarda egzersiz, beslenme, dinlenme, uyku, stres, coşku vb. Bu bir uyum mekanizmasıdır.

Bu bir diyet değil, yemek yeme yoludur.

Vücudumuz kan basıncını hızla ve güçlü bir şekilde kontrol edebilecek çeşitli mekanizmalara sahiptir. Vücudumuzun uyum mekanizmaları bilincimiz dışında çalışmakta olan otonom sinir sistemi tarafından yönetilmektedir. Kan basıncı kontrolünü de otonom sinir sistemi yönetir.

Otonom sinir sisteminin iki bölümü vardır. Bu iki sistem gün içinde ortaya çıkan ihtiyaçlara göre birbirine zıt olarak, bir uyum içinde ve birbirini dengeleyerek çalışır ve kan basıncını düzenler. Peki, bu düzenleme nasıl yapılır?

  • Vitamin kalp sağlığı
  • Tansiyonu düşüren 13 besin | NPİSTANBUL
  • Idrarda yüksek tansiyon proteini
  • Ceviz yemek tansiyonu düşürür - Mahmure

Öncelikle kan basıncını düzenleyen ana merkezin gerekli düzenlemeleri yapabilmesi için kan basıncı değerlerinden haberdar olması gerekir. Baroreseptörler kan basıncını algılamak üzere programlanmış sinir uçlarıdır. Aort damarının arkusunda ve her iki karotis arter üzerinde şah damarları bulunur. Kan basıncındaki anlık değişiklikler baroreseptörler tarafından algılanır ve bu bilgiler anlık olarak beynin üst merkezlerine iletilir.

Kan basıncı düşmeye başladığında sempatik sinir sistemi aktivitesi artırılır. Bu sayede kan damarları büzülerek daralır. Ayrıca kalp atım sayısı ve kalp atım hacminde de artış sağlanır. Bu kontrol mekanizması saniyeler ve dakikalar içinde devreye girer ve kan basıncı hızlı bir şekilde düzenlenir. Kan basıncının uzun süreli kontrolünü sağlayan organlar ise böbreklerdir.

Ayrıca sempatik sinir sistemi de renin salgısını artırır. RAA sisteminin dokularda lokal yerel etkisi ve dolaşımda da genel etkileri vardır. Web sitemde paylaştığım bu yazıları hekim olmayan kişileri bilgilendirmek amacıyla yazmaktayım. Ne var ki, konu sağlıkla ilgili olduğu için konunun rahat anlaşılabilmesi için yine de bazı temel tıbbi bilgileri anlatmak zorunluluğu ortaya çıkabilmektedir.

Bu tür tıbbi bilgileri verirken mümkün olduğu kadar basitleştirmeye çalışsam da bazen yine de kafa karışıklığına yol açılabilmektedir. Bu nedenle tansiyonla ilgili, bu karmaşık sistemin ayrıntılarına daha fazla girmeyeceğim.

Konuyu basit olarak anlatmak gerekirse; devreye giren RAA sistemi özellikle anjiotensin II kan damarlarını daraltır. ADH böbreklerden su tutulmasını sağlayan hormondur. Bu çok bileşenli düzenleme mekanizması ile kan hacmi artırılır. Bu şekilde tansiyon yükseltilerek normal seviyeye getirilir. Kan basıncı yükseldiğinde ise bu olaylar tersine gelişir. Sempatik sinir sistemi ve RAA aktivitesi azalır, kan damarları genişler, böbreklerden su ve tuz atılımı artar.

Parasempatik sinir sistemi devreye girerek kalp atım sayısı ve hacmini azaltır.